[Linkler Misafirlere Gizlenmiştir,Forumdan Yararlanmak İçin Üye OLunuzÜye Olmak için Burayı tıklayın]-Musibetler, dertler, acılar, yokluklar neden hep bizi bulur diye hayıflanırız çoğu kere. Hâlbuki dertlerin de nimet olabileceği nedense hiç aklımıza gelmiyor. Belki gözümüzü başka bir aleme açacak kapıdır bu dert sandıklarımız. Bizi uyarmaya gelmişlerdir. Ya da “Şişt; ne oluyor sana; aslını unutma, ödevlerini unutma” demek istemişlerdir.
-Dert, sıkıntı, musibet sandıklarımız Rabbimizin bizi gaflet uykusuna dalıp da dünya ölülerinden olmayalım diye göndermiş olduğu küçük uyarılar neden olmasın? Sizi Zat'ına bağlayan, birkaç dua cümlesi iki damla gözyaşı ile "kul" olma makamına çıkartan ikramlar neden olmasın? Ya da “bu şekilde hayat sürme; kendine gel!” türünden ve dikkat edilmezse büyük belaların habercisi olabilecek bir uyarı neden olmasın?

-Anlatırlar ki Rabbimiz Firavun’a yüzyıllarca yaşayan Firavun’a bir baş ağrısı dahi vermemiş. “Uzun ömründe sapasağlam yaşasın, dua edip de sesini Bana duyurmasın” diye. Yani musibetler de her kula nasip olmasa gerek. Ancak Rabbimizin kendisinden ayırmak istemediği, gönlünü Zat'ından yana çevirmek istediği ender kullarına verdiği bir lütuf belki.

-Küçük musibet büyük musibeti önler denir ki, bu da işin diğer boyutu. Küçük bir dersten akıllanan insan aynı tür ya da benzeri bir olayla karşılaştığı zaman tecrübesini devreye sokar ve küçük dersten, büyük musibetten edindiği deneyimle başını büyük beladan koruyabilir. Ya da küçük musibet belki günahlara kefaret olacaktır bu vesileyle bir başka büyük imtihana gerek kalmayacaktır.

-İşte tüm bu düşünceler insanın yaşadığı olaylara karşı bakışını farklılaştırır. Bozulmaya yüz tutan insan halet-i ruhiyesini dengede tutmaya yarar. Zaten İslam’ın da korumak istediklerinden biri de bu değil mi? İman ile dünyaya bakan asla teessür olmaz. Her işte bir hikmet ve hayır arar ve bulur. Somut mükafatını ise Rabbimiz dilerse belki bu dünya da ama ahrette mutlaka verecektir.

-Kul olmanın sırrına binaen yapılacak en güzel davranış olaylara ilk başta gereken sabrı gösterip alınması lazım gelen dersleri alarak hayatı okumaya devam etmektir. Yoksa en küçük tepede yorulursak, yoldan dönmeye kalkarsak veya da o tepeye kızarsak, küçük engel sebebiyle kendimizi üzersek insana verilen pek çok kerameti kullanamamış oluruz.
- Her insan, hayatının değişik karelerinde farklı farklı da olsa musibetlerle karşılaşmıştır/karşılaşmaktadır. Allah'a kul olma gayretindeki insanların çoğunluğuna gelen bela ve musibetler, geçmişteki günahlarına bir nevi keffarettir.
- Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), "Elinize batan bir diken bile, bir günahı siler, sizi bir derece de yükseltir." buyurmaktadır. Dolayısıyla her musibet, aynı zamanda bir günahın düşürülmesi ve Cenab-ı Hakk'ın bir mükafatının da mukaddimesi sayılır